Çarşamba, Aralık 1, 2021
Ana Sayfa HABERLER Dr. Onursal Ünal ile Havacılık ve Kriz Yönetimi ile İlgili Söyleşi #2

Dr. Onursal Ünal ile Havacılık ve Kriz Yönetimi ile İlgili Söyleşi #2

Dr. Onursal Ünal ile Havacılık ve Kriz Yönetimi ile ilgili söyleşi serimizin ilk bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.

Girişteki konuşmalarımızın devamında, Havacılık ve Kriz Yönetimi konusundaki düşüncelerimi, akademik ve operasyonel seviyede bir bütün halinde detaylandırmak isterim. Şöyle ki:

Eski Yunancada kriz terimi kritik bir noktayı ve bir karar anını belirtmek anlamına gelmektedir. Krizin şu ya da bu şekilde bir tehdit ifadesi olduğu açıktır (Rosenthal, Boin ve Comfort, 2001). Bu da krizlerin her zaman meydana gelebileceği anlamına gelir.

Bir örgüt ya da grup, zaman baskısı ya da yüksek belirsizlik ortamına bağlı olarak ana yapısına veya sistemsel değer ve normlarına tehdit oluşturabilecek ciddi bir durumla karşılaştığında hayati kararlar almak durumunda kalır. Böyle bir durumu deneyimlemek kriz olarak adlandırılır . Bu tanımıyla krizin çok çeşitli türleri bulunmaktadır: Doğal, çevresel, finansal, güvenlik (security) temelli, alt yapısal, operasyonel ve organizasyonel krizler.

Krizler, bir örgütün değerlerine veya yaşamını sürdürmeye yarayan sistemlerine zarar veren bir tehdit söz konusu olduğunda ortaya çıkabilir. Tehdit, belirsizlik ve aciliyet olarak iki boyutla karakterize edilir. Belirsizlik olasılıkla bağlantılıdır ve düşük olasılık, tehdit algısını doğrudan ve olumsuz yönde etkiler. Öte yandan, acil sorunlar yaratmayan tehditler bir kriz hissi yaratmaz. Bu nedenle, insanlar herhangi bir tehdidin var olup olmadığını, acil olup olmadığını ve ne yapılması gerektiğini pek fark edemeyebilirler. Burada ifade edilen bu durum tam da kriz yönetiminin bağlamını oluşturmaktadır. Yani diğer bir deyişle kriz yönetimi, olası bir krizin önlenmesi veya yönetilmesi için oluşturulan sistematik bir yaklaşımdır.

Yukarıda belirtilen tanımlardan açıkça görülüyor ki algı, davranışa ve karar vermeye iki türlü yön vermektedir:
Bazılarına kriz olarak gözüken bazıları için fırsat olabilir.
Küçük bir olay ile patlamaya hazır bir felaket arasındaki farkı iyi belirlemek gerekir.

Bu nedenle, modern kriz yönetimi, olay öncesi ve sonrası eylemlerin hem tehdit hem de algı yönetimi açısından irdelenmesidir. Algı; bilgi işlemede bilgiyi duyulardan anlamlı yapılara dönüştüren bir unsurdur; ancak bunu yapabilmek yalnızca daha önce gördüğümüz, duyduğumuz veya deneyimlediğimiz olaylar ile söz konusu olabilmektedir.

Sivil havacılık çerçevesinde kriz yönetimini şu başlıklar altında ele almak isterim :
İnsan faktörü ve kurumsal kültür
Tehdit/risk yönetimi ve krizin fark edilmesi
Kriz koordinasyonu (liderlik, işbirliği ve karar verme)
Kriz iletişimi ve itibar yönetimi

Sivil havacılıkta dünyada kural koyucu otoriteler (ICAO, FAA, EASA, IATA, vb.) genellikle havacılık özelinde operasyonel ve emniyet (safety) temelli düzenlemeler üzerine odaklanır. Kriz yönetimi bu yaklaşımdan farklıdır; kriz yönetimi bu tür düzenlemelerin bir bütünüdür. Mevcut düzenlemelerden çok da uzaklaşmamak adına bu söyleşide kriz yönetimini emniyet perspektifinden ele alacağım. Detaylara referans kaynaklardan ulaşılabilir.

İnsan Faktörleri ve Örgüt Kültürü

İnsan ve teknoloji arasındaki havacılık sistemine ait arayüzler oldukça etkileşimlidir, birbirine bağımlıdır ve aynı çevresel olaylardan etkilenir. Sosyoteknik sistemler de bu iki ortak özelliğe sahiptir; yüksek teknoloji ve yüksek risk içeren faaliyetler. Havacılıktaki arayüz etkileşimini şöyle açıklayabiliriz: Daha az doğrudan çalışma (teknoloji insan operatörünün yerini aldığından), ancak daha fazla uzaktan denetim (operator teknolojiyi uzaktan yönetebilir) gerektirir; daha opaktır (teknolojinin tam olarak ne yaptığını bilmek giderek zorlaşmaktadır); çok tehlikelidir ve bu nedenle yüksek risk içerir; ve yıkıcı sonuç (yani kazalar) potansiyeli daha yüksektir. Ancak operasyonel faaliyetler tek başına, bağımsız hareket etmek yerine örgütün parçası olarak hareket ederler. Yani örgütün tüm bölümlerinin süreçleri, prosedürleri ve tutumları (örneğin emniyet kültürü) birbirleriyle gerek yatay (iş arkadaşları ve diğer operasyonel departmanlar) gerekse de dikey olarak (yöneticiler ve tasarımcılar) ilişkilidir.

Bu nedenle havacılık gibi karmaşık yapıları yönetmek bir sistem yaklaşımı gerektirir. Böyle bir yaklaşım, sadece yapıya değil, aynı zamanda o yapıdaki unsurlar arasındaki etkileşim ve bağımlılıkları kapsayarak daha geniş bir perspektifte sisteme odaklanır. Sistem yaklaşımı, örgütsel eksiklikleri ve yönetim faktörlerini araştıran daha derinlemesine bir bakış açısıdır.

Hatalardan öğrenmeye ve tekrarlanmayı önlemeye yönelik bir diğer yaklaşım da, bir olayı hızlandıran insan ve sistem faktörleri analizi yöntemidir. Bu analizin uygulanması, insanlar ve içinde çalıştıkları sistemler arasındaki uyumu optimize ederek güvenliği ve performansı artırabilir (Avustralya Sivil Havacılık Güvenliği Otoritesi (CASA), 2012).

Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (International Civil Aviation Organization-ICAO) “hata yapmak insana mahsustur” diye belirtmektedir. İnsanın herhangi bir sistemin işlevsel bir bileşeni olması durumunda her zaman hatalar olacaktır ve hele de modern havacılığın karmaşık operasyonel ortamında bu hataların felaketle sonuçlanabileceği gerçeği de ortadadır.

İnsan faktörü kavramı insan kabiliyetinin özelliklerini anlama bilimini de içine alan bir anlayışın sistem ve hizmet tasarımı, geliştirilmesi ve uygulanması aşamalarına yansıtılması ve insan faktörü içeren ilkelerin çalışma ortamına başarılı bir şekilde uygulanması sanatını ifade eden bir terimdir .

İnsan tüm deneyimlerin başlangıcı (sebebi) ve sonudur (sonucudur). Yani, herhangi bir krize neden olan ve / veya sonlandıran insandır. Araştırmalar, emniyet olaylarının çoğunun bireylerin faaliyet gösterdiği ve etkileşimde bulunduğu sistemlerde ortaya çıktığını göstermektedir; bu sebeple de Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) insan faktörlerinin araştırılmasını önermiştir. Bu hususta geliştirilen faydalı modelleri gelecek bölümde sunacağız.

Dr. Onursal Ünal ile Havacılık ve Kriz Yönetimi ile ilgili söyleşi serimizin ilk bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.

DİĞER HABERLER